Evden çalışmak (home office)

8 aydır Siber Uzay Teknolojileri bünyesinde uzaktan çalışıyorum. Zamanımın tamamını quup projesini geliştirmek ile geçiriyorum. Bu, benim hem işim, hem hobim, hemde en büyük hayalim. Çalışırken yaptığım işten zevk almamak için en ufak bir bahanem yok. Evimin bir odasını kendime çalışma odası yaptım. Sabah 9 da bilgisayarın başına geçip, toplantımızı yapıp işimize koyuluyoruz.

İlk başlarda evden çalışmanın zorluklarını sağdan soldan duysam da çok fazla dikkate almadığımı söylemek isterim :) Arkadaş ne kadar zor olabilir ki ? Konuyla alakalı olmayan insanlar ise “Karışan yok eden yok, istediğin saatte yat istediğin saatte kalk, canın istemiyorsa çalışma, git dolaş vb..” kebap iş deyip size kendilerince destekte bulunuyorlar.

İşe ilk başladığımda kendime ait bir odam yoktu, tabiri caizse koltukların üzerinde çalışıyordum, oram buram her yerim ağrıyordu :D Baktık ki bu iş böyle olmayacak gidip bir tane çalışma masası ve koltuğu aldık. Özellikle çalışma koltuğu çok önemli, sabahtan akşama kadar o koltuk sizin her şeyiniz oluyor. Eğer çalışma saatlerinizin işgenceye dönüşmesini istemiyorsanız kendinize güzel bir koltuk alın ;) Bu arada sizle  konuyla ilgili Ferruh Mavituna’ nın şu yazısını paylaşayım.

Kendinize çalışma koşullarını sağladıktan sonra geriye sadece çalışmak kalıyor ki benim evden çalışmak konusunda bilimsel bir gerçekliği olduğuna inandığım tespitim var. Evden çalışmanın en zor alışılan kısmı ayakkabısız çalışmak oluyor. İlk duyduğunuzda ne alaka diyebilirsiniz fakat çalışırken ayaklarınızı koyacak yer bulamıyorsunuz. Masanın üstüne koy olmadı, ayağın üstüne otur olmadı, git başka bir sandalye al ona uzat olmadı vs.. Bu çalışırken sürekli dikkatinizin dağılmasına sebep oluyor.

Türk aile yapısı ve sosyal çevremiz henüz evden çalışma kavramına çok alışık değil. Bir ortamda evden çalışıyorum dediğinizde size yöneltilen ilk soru şu oluyor; “Saat kaçta kalkıyorsun?” Bende hiç kalkmıyorum diyerek gülüyorum :) Anne babanızın sizin gerçekten bir iş icra ettiğinizi kavraması ise çok uzun zaman alıyor. Çünkü kafalarında ki işin tanımında fiziksel aktivite ve evden çıkıp eve gelmenin bir saate bağlanmış olması gerekiyor. Babam halen daha “az sessiz olun oğlan içeride ders çalışıyor” diye milleti uyarıyor. Açıkçası 1950 kuşağının bu durumu kolay kolay anlamalarınıda beklemiyorum.

Evden çalışmanın en en en en büyük zorluğu yalnızlık. Ofis ortamında ki gibi fiziksel olarak konuşabileceğiniz, şakalaşaca bileceğiniz yada takılacağınız kimse yoktur. Diğer her şeyi çeşitli teknolojiler sayesinde aşıyorsunuz. İlker abinin dediği gibi “biz sadece fiziksel olarak yan yana değiliz, geri kalan tüm her şey ofis ortamıyla bire bir aynı.”

Bu arada aklıma gelmişken evden çalışmayla, serbest çalışmayı (freelance) karıştıran insanlar var. Bu ikisi arasında ki en büyük fark, serbest çalışırsanız patron sizsinizdir, evden çalışmada ise bir patronunuz vardır.

Uzaktan çalışma çok kolay suistimal edilebilecek bir sistem gibi görünsede, çekirge en fazla 3 kere zıplayabiliyor. Eğer iş ahlakına sahip değilseniz, uzaktan yakından fark etmez başarılı olmanız çokta mümkün değil zaten..

Geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ve beraberinde ki heyet San Fransisco’ da ki Google, Twitter, Facebook, Microsoft gibi.. teknoloji devlerini ziyaret etmişti. Heyette internet kullanıcılarının yakından tanıdığı Serdar Kuzuluoğlu‘ da vardı. (Konuyla çok alakası yok ama şu 3 notu kesinlikle okuyun.) Sosyal Medya Tv programının o haftaki bölümünün konuğu da  Abdullah Gül’ dü. Sayın Cumhurbaşkanımız konuşmasının bir kısmında şöyle diyordu; “Burada insanlar kılık kıyafete, işe gelip gitmeye bakmıyor, günün sonunda yapılan işe bakıyor.” Bu söylem aslında her şeyi fazlasıyla özetliyor. Sizin nereden, nasıl ve ne şekilde çalıştığınız değil, günün sonunda ortaya neler çıkarttığınız önemli.