2014-11-30-13.32

Deveye bir şey sormuşlardı?

Geçtiğimiz günlerde ülke genelinde yoğun bir kar yağışı vardı, Trabzon’ da bu yağıştan nasibini aldı. Yağışı günler öncesinden yetkililerin duyurmasına rağmen her zamanki gibi önlemler yetersiz kaldı, kim bilir belkide ekstra bir önlem alınmadı bile..

Bu yazıyı yazmamdaki amaç sosyal ağlar üzerinden insanların “belediye çalışmıyor, yollarımızı açmıyor, bla bla bla” şeklindeki sitemleri aslında..

Klasik bir söylemle Trabzon Belediyesi bu olayda sınıfta kaldı. Gerçi sınıfta kalmak için öncelikle o sınıfta olmak gerekiyorya neyse.. Ne yalan söyleyeyim bir tek çöp arabaları ve belediye otobüslerini görünce belediyenin varlığı aklıma geliyor.

Şunu da araya iliştireyim, Trabzon büyük şehir olunca iki tane belediye mi ne varmış artık nasıl oluyor o işler bilmiyorum. Arıyormuşsun şöyle bir problem var diye, “size diğer taraf bakıyor” diyorlarmış, diğer tarafı arayıncada “biz değil diğer taraf size bakıyor” diyorlarmış. Bildiğin recursive bir durum oluşuyor, çok ilginç.

Dün Boztepe’ de misafirliğe gittik. Tepeye çıkana kadar 2 kere kaza atlattım. Yukarıdan aşağıya gelen hayvani kamyonlarla dip dibe geçiştik. Suç kimin, benim mi? Trabzon’ da ki yapılaşmanın (doğru kelime olmayabilir, bir sürü bina var işte..) en yoğun olduğu yer fakat yol yok, bu bir şaka mı? bu bir şaka olmalı! Eee BAY J güney kore çevre yolu oradan geçecek, o yüzden kem küm.. – Hımmm, ok.

Tıp Fakültesi Hastahanesinin yolu sağlı sollu saçma sapan park etmiş arabalardan dolayı, öğle vaktinden gece yarılarına kadar tıkalıyken, neden trafik polisleri gece 22 den sonra “viuwwwww arabaları kaldırın, 61 bekleme yapmaaa” anonslarına başlıyor? Yapılan araştırmalar acil servise bu saatlerde mi ambulansların yoğun geldiğini gösteriyor? Yada hep bana öyle rast gelmiştir, sürekli polis vardır da ben görmemişimdir. Birde o köşe başında bırakın doğan slx in egzozunu kontrol etmeyide, yukarıda ki ana yola park etmiş son model arabaları çektirin. Ne körüz nede gerizekâlı!

Aradan yıllar geçmesine rağmen, yaptığı inşaata yapı kullanma izni alamamış insanlar nasıl oluyor da yeniden yeniden yeniden koca koca apartmanları dikebiliyorlar? Yada tersten geleyim, adam yaptı apartmanı yapı kullanma alamadı, yıkılacak mı o apartman? Ben su parasını ödemesem, bana 2. kez abonelik oluşturmayan sistem, söz konusu çok para olunca farklı mı işliyor? Yada bu kullanma meselesi önemsizse neden böyle bir mekanızmaya ihtiyaç var? Bu pasta nasıl böyle gabarıyor.

Halen daha Yeni Mahalle – Beşirli tarafında inanılmaz hava kirliliği var ve bir türlü çözülemedi, çözüleceğinide sanmıyorum. Maçı anlatan spikerin dediği gibi aniden sis çöktü, he canım sis çöktü, iki fırt alda gör ebenin sisini. Yazık la, birde yürüyüş yolu var orada bir yerde..

Her yağmurdan sonra asfaltta oluşan çukurları yama yapmaktan, üstelik aylar sonra, bıkılmadı mı? Burada birden fazla hata yok mu? İlla o yoldan bir dayının geçeceğinin haberinin alınması mı lazım, kısa zamanda düzeltilmesi için?

Evet belediye karla mücadelede sınıfta kaldı, iyide kardeşim yıllardır belediyenin çözdüğü bir problem görmedim ki ben? İlla bir şeyleri dile getirmek için ayağımızın yada arabamızın kayması mı lazım?

Nihayetinde tüm sistemlerin içinde insan unsuru var, peki bizde hiç sıkıntı yok mu? Tek suç devlet babanın mı?

Dışarıda kar dize geliyor, adam illa arabasıyla işe gidecek. Güzel insan mecburiyetin yoksa bırak arabanı da azcık yürü da.. Yada bin dolmuşa mis gibi git. Ama ne mümkün arabayla gidilecek. Konuya benzin fiyatlarının artışıyla trafikte ki araba sayısının artışında ki doğru orantıyı katmıyorum bile. Araba çok önemli.

Aklıma gelmişken, bizde acayip bir yürümeme rahatsızlığı var. Araba evin içine girse eve arabayla gireceğiz. Adam kafeye gidiyor, arabayı illa tam kafenin dibine çekecek, apartmanın kapısına en yakın yere çekecek, elinde olsa acil servisteki ambulansın geldiği yere arabayla gelip, içeriye öyle girecek. Hal böyleyken Bülent Ersoy’ un alış veriş merkezinde el arabasıyla gezdirilmesini eleştirmeyelim lütfen. Gerçekten ilginç bir davranış. Ya birde Allah aşkına arabanın sinyal kolunu kullanalım, o kolu kullanmak vallahi bedava, ne benzin eksiliyor nede başka bir şey..

Ya şunuda ekliyeyim içimde kalmasın. Uçan araba haberlerini duyunca; “acaba ilk kim, kimin evinin camından içeri girecek” diye sorup gülüyorum kendi kendime. Çok ilginç zamanlar bizi bekliyor.

İşin yok bişen yok, emice otur evinde da, yook ne mümkün illa dışarı çıkılacak. Yahu olağan üstü bir durum yoksa karın yerde kalma süresi en fazla 2-3 gün, az dur da, sıcak evinde otur aşağıya.

5 arabanın park edebileceği yere 2-3 araba park ediyoruz, kimsenin kimseye saygısı yok, ortak kullanım alanlarını bok götürüyor, oturmasından kalmasından haberimiz yok ve benzer bir sürü şey.. Eee içimizden biride başımıza geliyor, sonra duruma isyan ediyoruz. Bu düzende, sistemsizlikte başa kim gelirse gelsin bu işler böyle devam eder, bizde çok kayıp düşeriz.

Nasıl oluyor da.. devamı aşağıda :)